Atari, Nokia ile geri dönüyor…
Fin cep telefonu üreticisi Nokia, Atari oyunlarının N-Gage cep telefonlarına uyarlaması olan Atari Masterpieces Volume 2′yi tanıttı. En sevilen sekiz Atari oyununu içeren bu katalog, Mart ayında satışa sunulacak.
Atari Masterpieces Volume 2′de en sevilen orijinal Atari oyunlarından Asteroids Deluxe, Crystal Castles, Centipede, Liberator, Pong, Space Duel, Tempest ve Warlords yer alıyor. Katalogda ayrıca, 2600 Air-Sea Battle, 2600 Canyon Bomber, 2600 Mini-Golf ve 2600 Video Checkers oyunlarının sınırlı kullanıma açık versiyonları hediye olarak sunuluyor.
ÇOKLU OYUNCU DESTEĞİ VAR
Nokia, Atari Masterpieces Volume 2′nin hazırlanışında Backbone Entertainment ile birlikte çalıştı. Nokia yetkilileri, Atari Masterpieces Volume 2′nin orijinaline benzemesine karşın N-Gage’in çift oyuncu özelliği gibi çeşitli yeniliklerini de barındırdığını vurguluyor. N-Gage için hazırlanan ve Mart ayında satışa sunulacak olan Atari Masterpieces Volume 2′deki oyunlar şöyle:
Asteroids Deluxe: 1981 tarihli Asteroids’in devamı Asteroids Deluxe’da yeni düşmanlar ve zor zamanlarda kullanılmak üzere güçlü bir kalkan tuşu yer alıyor.
Centipede: Centipede’de oyuncular üstüste gelen örümcek, pire, akrep ve kırkayaklarla savaşıyorlar. Centipede oyunseverler arasında kısa zamanda klasik haline gelmişti.
Crystal Castles: Crystal Castles, gelmiş geçmiş en güzel ve şaşırtıcı oyunlardan biriydi. Oyuncular, bir labirentin içinde dolaşarak, düşmanlarına yakalanmadan değerli taşları toplamaya çalışan Bentley Bear’i yönetiyor.
Pong: Atari dünyasının efsanesi! Rivayete göre, oyunun orijinal prototipi Sunnyvale-California’daki bir tavernada test edilmiş ve jetonlar bir ekmek tavasında toplanmıştı.
Space Duel: Atari’nin çıkardığı vektör grafikli tek çoklu bir oyun. Space Duel ilk kez 1982 yılının başında yayınlanmıştı. Hareketli oluşu, Asteroids’e benzeyen tarzı ve parlak renkleriyle kısa zamanda bir kült haline gelmişti.
Tempest: Tempest, en soyut fakat bağımlılık yaratan Atari oyunlarından biriydi. Aslında başka bir oyunun üç boyutlu versiyonu üzerinde çalışılırken şans eseri tasarlanan Tempest’ta oyun zorluk düzeyi yükselmek yerine giderek alçalıyordu.
Warlords: Warlords 1980′de piyasaya çıkmış ve çoklu oyunlarda bir devrim yaratmıştı. Warlords oyuncuları, alev toplarını yakalayarak düşmanlarının kalelerine fırlatabiliyordu.
Bu onur Ahmet Yıldız’ın
İnsan hücresindeki motor proteinlerin nasıl yürüdüğünü ortaya çıkaran buluşuyla Amerikan bilim dergisi Science tarafından, ”Dünyada 2005 Yılının Genç Bilim Adamı” seçilen Dr. Ahmet Yıldız (26), ödülünü Amerika’da aldı.
Dr. Yıldız, düzenlenen törende ödülünü, Amerikan Bilim Geliştirme Kurumu (AAAS) Başkanı Prof. Gilbert S. Omenn ve Science Dergisi Baş Editörü Alan I. Leshner’in elinden aldığını bildirdi.
AA muhabirinin telefonla görüştüğü Dr. Yıldız, ödülün anlamının büyük olduğunu belirterek, şunları söyledi:
”Bu ödül, kendi kariyerim adına büyük kapıları açmasının çok ötesinde, bir Türk öğrencisi olarak Science Dergisi tarafından Dünyada 2005 Yılının Genç Bilim Adamı seçilmem, çok büyük bir onur vesilesi. İleride daha büyük başarılara imza atıp, bilim dünyasında da milletimizin adının güzel bir şekilde temsil edilmesinde bir rol almak en büyük hedefim.”
Science Dergisi tarafından verilen ödüllerin hepsinin biyoloji alanında olduğunu belirten Dr. Yıldız, bölgesel ödülleri Nieng Yan (Kuzey Amerika), Marina Aspohm (Avrupa-İsveç), Rikinari Hanayama (Japonya), Jianmin Zhang’ın (Diğer ülkeler-İsrail) kendisinin ise dünya ödülünü aldığını kaydetti.
Genç lise ve üniversite öğrencilerine de hedeflerini sınırlı tutmamaları tavsiyesinde bulunan Dr. Yıldız, azimli olunması durumunda başarılamayacak hiçbir şeyin olmayacağını vurguladı.
Proteinlerle ilgili çalışmasını İllinois Üniversitesi Paul Selvin Laboratuvarı’nda yaptığını belirten Dr. Yıldız, buluşundan dolayı 25 bin dolarla ödüllendirildiğini söyledi.
Boğaziçi Üniversitesi Fizik Bölümü’nden mezun olduktan sonra, kazandığı bursla ABD’ye giderek, California Üniversitesi’nde, ‘insan hücresindeki motor proteinlerin nasıl yürüdüğü’ konusunda doktora tezi hazırlayan Yıldız, yaptığı çalışmayla hem doktor unvanı almış hem de Science Dergisi tarafından ”Dünyada 2005 Yılının Genç Bilim Adamı” seçilmişti.
Apple’ı tehdit eden ilk virüs
OSX/Leap-A adı verilen solucanın varlığını ortaya çıkaran Sophos yazılım firması, virüsün anında mesaj programıyla yayıldığını belirtti.
Virüsün, Apple bilgisayarlara özgü ”iChat” anında mesaj programıyla yayıldığını belirten Sophos şirketi, ”latestpics.tgz” adlı dosyada bulunan solucanın, bulaştığı bilgisayarın adres defterinden, kendisini diğer bilgisayarlara gönderebildiği konusunda uyarıda bulundu.
Kötü niyetli bilgisayar korsanları ve virüs yazarlarının büyük bölümünün, bilgisayar işletim pazarının yüzde 90′ını oluşturan Microsoft’un Windows işletim sistemini hedeflediğini belirten bilgisayar güvenliği uzmanları, bunun Macintosh Os X işletim sistemini hedefleyen ilk virüs örneği olduğunu kaydediyorlar.
Solucanın otomatik olarak Mac bilgisayarlara bulaşmadığı, kullanıcıya dosyayı kabul edip etmeyeceğini sorduğu belirtilirken, Symantec bilgisayar güvenlik şirketi, 1′den 5′e kadar olan tehdit sıralamasında, bu solucanı 1. seviyeye yerleştirdi. Apple yetkilileri, konuyla ilgili henüz yorum yapmadılar.
Şaşırtıcı kobay fareleri
Kobay farelerinin de bir öyküsü var Romatizmalı bir kobay faresinin fiyatı 200 dolar. Kör fare 250, sara hastası fareler ise 1000 dolar.
Siparişle genetiği değiştirilmiş kobay faresinin fiyatı hastalığına göre 100 bin dolara kadar çıkabiliyor.
Tıp deneyleri, ilaç endüstrisi ve diğer bilimsel çalışmalarda kobay farelerden yararlanılıyor. Çünkü farenin genetik yapısı insana şaşırtıcı derecede benziyor; farelerin ilaçlara tepkileri de insanınkilerle benzerlik gösteriyor. Doğru bir genetik manipulasyonla fareler, insan hastalıklarını taşıyacak şekilde değiştirilebiliyor. Bu sayede bilim insanları, farelerin üzerinde bir insan vücudu gibi deney yapabiliyor.
Fareler şimdiye dek şeker, Alzheimer, şişmanlık, kanser ve diğer hastalıkları insanlar yerine taşıdılar; üzerlerinde yüzlerce ilaç denendi. Dünyada 25 milyon kobay faresinin deneylerde kullanıldığı tahmin ediliyor.
KOBAY FARESİ ‘SEKTÖRÜ’
Dünyada kullanılan kobay farelerini araştırma kurumlarına tedarik eden sadece birkaç kobay faresi laboratuvarları bulunuyor. Bunlardan Jackson Laboratory, örneğin, yılda 2 milyon fare satıyor. Charles River Laboratories’in kobay faresinden elde ettiği yıllık gelir 500 milyon doları aşıyor.
Kobay faresi yetiştirmek sanıldığı kadar da kolay bir iş değil. Karmaşık ilaç araştırmaları için artık çok daha karmaşık hastalık yapısında farelere ihtiyaç var. Ayrıca bu farelerin müşterilere ulaştırılması da başlıbaşına bir sorumluluk.
GEN HARİTASI FARELERE TALEBİ ARTIRDI
Bilim insanları, bundan 100 yıl önce fareler üzerinde çalışmaya başladığında, genetik benzerlik o zaman için bir öncelik taşımıyordu. Daha çok, farenin küçüklüğü, saklanmasının kolay oluşu, evcilliği ve hızlı üremesi onu bilim insanlarının gözdesi yapmıştı. Bugünse genetik benzerlikleri onlara talebi yeniden antırdı.
2001′de insanın genetik haritasının çıkarılmasından sonra, fareyle insan arasındaki şaşırtıcı benzerliğin farkedilmesi, fareyi yeniden ideal kobay haline getirdi.
ÇİFTLEŞTİRMENİN YERİNE GENETİK MANİPULASYON
Eskiden araştırmacılar fareleri sürekli birbirleriyle çiftleştirerek sonraki jenerasyonlarda genetik yapılarının özdeş hale gelmesini sağlamaya çalışırdı. Bu sayede, ulaşılan son jenerasyon genetik olarak diğerlerine öylesine benzerdi ki, bir Japon bilim insanının yaptığı deneyle Kanadalı bir bilimi insanının yaptığı deney arasında uyum sağlanmış oluyordu. Çünkü farelerin genetik yapıları standartize edilmiş ve genetik farklara dayalı çeşitlenmeler önlenmiş oluyordu.
20′inci yüzyılın genelinde, farelerin genetiği çiftleştirme yoluyla standartize edilmesine karşılık, şimdi biyoteknoloji laboratuvarları genetik mutasyonu dışardan tetikleyerek istedikleri genetik yapıyı oluşturabiliyorlar.
GENETİK MODİFİKASYONDA SINIR YOK
Örneğin, Deltagen firması özellikle bir geni eksik olan fareler üretiyor; Alman Artemis Pharmaceuticals şirketi fare genlerinin arasına insan geni ekliyor. İsviçreli PolyGene Transgenetics, fare genetiğini müşteri isteklerine göre ayarlayabiliyor. Xenogen şirketi proteinlerin kendi kendine ışık yaymasını sağlayarak, üzerinde çalışılan genleri yanıp sönerek aydınlanan fareler üretiyor.
GENETİK MODİFİKASYONA GÖRE FİYAT
Müşterinin istediği genetik manipulasyona göre, üretilen esas farenin maliyeti onbinlerce doları bulabiliyor. Seri üretime geçtikçe sonraki siparişler ucuzlayabiliyor. Örneğin, bir ilaç şirketi bir ilacın denenmesinde kullanılacak fareler için 10 milyon dolar harcayabiliyor.
Hastalıkların tedavisinde bilim insanları, hedef olarak hastalığın biyolojik gelişiminde rol oynayan kilit molekülleri tespit ederek, bunun bloke edilmesine odaklanıyor. Bu hedef moleküllerin, bilim insanları tarafından bulunabilmesi için, her bir fare ‘fabrikada’ tek bir geni eksik olarak üretiliyor. Kabaca açıklamak gerekirse, örneğin, ne yersin yesin şişmanlamayan bir farede hangi gen eksikse, o eksik gen aşırı şişmanlığa neden olarak düşünülebiliyor.
Bir genin eksik bırakılması, o genin insan fizyolojisindeki işlevinin açığa çıkmasına yardımcı oluyor. Farelerde bu amaçla eksik bırakılabilecek binlerce gen bulunuyor.
Özgürlüğe hızlı adım atın
Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu Ulusal Elektronik ve Kriptoloji Araştırma Enstitüsü bünyesinde çalışan Türk bilgisayar uzmanları tarafından geliştirilen Pardus, 26 aralıktan beri 25 bin defa indirildi.
Dağıtımının Web üzerinden sunulmaya başlamasından bu yana yaklaşık bir aylık süre geçen özgür işletim sistemi Pardus projesinin Web sayfaları da 142 bin kere ziyaret edildi.
10 kata ulaştı
Sistem bu süre içinde arama motorlarında 12 bin kere arandı. Ayrıca projenin internet adresinden ulaşılan e-posta adresine son bir aylık dönemde yaklaşık 3 bin adet posta gönderildiği bildirildi.
Bu rakamlar, Pardus 1.0′ın çıkışından önceki döneme ait rakamların yaklaşık 10 katı.
Çünkü Pardus, özgür bir yazılım ve diğer bilgisayar programları gibi pahalı lisans ücretleri ödeme mecburiyeti bulunmuyor.
TÜBİTAK Ulusal Elektronik ve Kriptoloji Araştırma Enstitüsü (UEKAE) bünyesinde çalışan Türk bilgisayar uzmanları tarafından geliştirilen “özgür işletim sistemi” Pardus, 26 Aralık’tan itibaren www.uludag.org.tr adresinden ücretsiz indirilmeye başlandı. Adını, Anadolu parsının Latince isminden alan Pardus’un en önemli özelliği özgür bir yazılım olması ve Genel Kamu Lisansı (GPL) ile dağıtılması. Pardus’un alternatifleri gibi yüksek ücretler karşılığında lisanslanması gerekmiyor. Pardus kullanan işletmelerin çeşitli baskın ve denetimlerden çekinmesine de gerek kalmıyor. Çünkü Pardus kullanıcıları, yasalara aykırı bir fiil içinde bulunmuyor.
Pardus, tam ve düzgün Türkçe desteği yanında, kurulum ve kullanım kolaylığı açısından da önemli yenilikler barındırıyor. Program, “Türkçe Doğal Dil İşleme Kütüphanesi” ve “Yazım Denetimi Eklentisi” Zemberek sayesinde, eksiksiz Türkçe sözlük ve yazım denetimi desteği veriyor.
Pardus, sadece işletim sistemi olarak adlandırılan temel bilgisayar programından ibaret değil. Bir bilgisayarda olması gereken ve iş yaparken kullanılacak pek çok özgür yazılım da Pardus’un içinde yer alıyor. Bunlar arasında “Firefox” İnternet tarayıcısı, “OpenOffice.org” ofis paketi en bilinenleri. OpenOffice.org ofis paketinin benzerleri piyasada 400-500 dolara varan fiyatlarla satılıyor. Pardus’ta ayrıca İnternet araçlarından oyunlara, çokluortam oynatıcılarından kişisel bilgi yöneticilerine kadar bir masaüstü kullanıcısının tüm ihtiyaçlarına cevap verebilecek onlarca ücretsiz program bulunuyor.
Kısacası Pardus, özgür olması, bir bilgisayarda kullanılan her türlü yazılımı olarak sunması, Türkçe desteğini eksiksiz vermesi, kullanım kolaylığı ve bizzat Türk bilgisayar uzmanlarınca Türkiye’de geliştirilmesi nedeniyle benzerlerinden çok farklı bir işletim sistemi olarak öne çıkıyor.
Rüyaları kaydetme makinası
İstanbul’da anaokulu öğrencileri, icat etmeyi düşündükleri ilginç projelerini anne ve babaları ile öğretmenlerine tanıttı.
Yenibosna’daki Özel AR-EL Anaokulu’nun 7 yıldır düzenlediği
”İcatlar ve Mucitler” etkinliğinde 3-6 yaş grubu anaokulu öğrencileri, projelerini teker teker anlattılar.
Minik mucitlerin projeleri arasında ”yağmurdan, kardan korunma kalkanı”, ”rüyaları kaydetme makinesi”, ”ilaçları tatlandıran makine”, ”mont giydirme robotu”, ”yangından insanları kurtaran robot”, ”pasta yapma makinesi” ve ”manzara teleskobu” yer aldı.
Saat cep’le
Japon saat üreticisi Seiko, yakındaki cep telefonundan aldığı bilgi ve uyarıları ekranında gösteren bir saat modelini tanıttı.
Geniş dikdörtgen bir ekranı bulunan saat, birkaç metre uzağındaki telefonla, ”Bluetooth” teknolojisiyle iletişim kurabiliyor. Seiko’nun tanıttığı saat, telefon bir çantanın ve bir cebin dibinde, bulunması zor bir yerde olsa bile, e-mail veya çağrı geldiğinde hemen haber veriyor. Saat, arayan veya mesaj gönderen kişinin ismini de gösteriyor.
Şebeke durumunu da ekranında ikonla gösteren saat, örneğin bir toplantıdayken, bağlı olduğu cep telefonunu ‘’sessiz” konumuna getirebiliyor.
İki cihazın arasında iletişimin kesilmesi durumunda, hemen cep telefonunun kaybolduğu uyarısını veren prototip saatin, gelecek yıl piyasaya sürülmesi planlanıyor.
Gates, devrimin adını verdi
Gates, Türker İnanoğlu Maslak Show Center’de Türkiye’nin dört bir yanından gelen öğrencilere hitap etti.
Bilgisayar kullanımında yaşanan evrime işaret eden Gates, bugün ilk kullanılanlara oranla 1 milyon kere daha güçlü bilgisayarlar kullanıldığına dikkat çekti.
”Bir düşümüz vardı, bilgisayarlar aracılığıyla iletişim kurmak, bilgiyi paylaşmak ve eğlence sektöründe kullanmak” diyen Gates, bugün daha ucuz bilgisayarların satıldığını ve ürünleri pek çok alanda kullanılan, küresel düzeyde satılan dev bir yazılım sanayii bulunduğunu söyledi.
Bilgisayarların etkisinin özellikle internetin kullanılmasıyla arttığını belirten Bill Gates, bunun hiç de pahalı olmamasının önemli bir gelişme olduğunu vurguladı.
İletişimin telefon yerine bilgisayar aracılığıyla yapılmasının telefon şirketleri, küresel bir bilgi akışının söz konusu olmasının da hükümetler için korkutucu olduğunu kaydeden Gates, teknolojinin bu kadar açık olması, insanların fikirlerini dile getirmesinin hükümetlere imkansız bir fikir gibi geldiğini ifade etti.
Gates, ”Daha başlangıç noktasındayız. Önümüzdeki birkaç 10 yıllık süre zarfında internetin etkisi şimdiye kadar gördüklerimizden çok daha büyük olacak” dedi.
KAFA AVCILIĞI…-
İnternetin geleceği düşünüldüğünde, bugün artık nerede doğduğunuz değil, eğitiminizin ne olduğunun önemli olduğunu belirten Gates, mühendislik, bilgisayar konusunda önemli bir eğitiminiz varsa artık fırsatlar size sunulmuş durumda” diye konuştu.
Dünya çapında hizmet veren şirketlerin, hükümetlere ve şirketlere satış yapabilecekleri yazılımları geliştirdiklerini belirten Gates, ”Bir şekilde kafa avcılığı yapıyorlar. Yetenekli öğrencileri kendilerine çekiyorlar. Bu alanda üst noktada bir rekabet söz konusu.
Bu bizi çok daha iyi bir noktaya getirecek. Yenilikçi, yaratıcı ve daha düşük maliyetli ürünler üretilecektir” dedi.
”Bilgisayarın bilgi paylaşımında kullanılmasının başlangıç aşamasında olduğumuzu da hatırlatmak isterim” diyerek konuşmasını sürdüren Gates, telefonla yapılana benzer bir iletişimin bilgisayar üzerinden kurulabildiğini, yazılım sayesinde dijital ortamda iletişimin, ürün geliştirmenin, değişikliklere hızlı tepkinin verilebildiğini anlattı.
”DİJİTAL BİR DEVRİMLE KARŞI KARŞIYAYIZ”-
Bill Gates, ”Dijital bir devrimle karşı karşıyayız” dedi.Gates, dijital yaşam tarzının kullanılmaya başlandığını, dijital fotoğraf makinelerinin, dijital müziğin yaşama girdiğini, taşınabilir cihazlara internetten müzik indirilebildiğini, dostlarla paylaşılabildiğini anımsattı.
Gates, ”Plak almak için bir mağazaya gitmiştim. 9 yaşındaki kızım ‘Plak nedir?’ diye sordu. Ona çok tuhaf geldi” dedi.
Gelecekte belki CD’lerin bile görülmeyeceğini, dijital ortamda artık CD aracılığıyla müzik dinlemek gerekmediğini belirten Gates, planlamaların da dijital ortamda yapılabildiğini söyledi.
Televizyonların da çok değişeceğini, gelecekte belki internet üzerinden izleyiciye ulaşacağını, çok daha interaktif tv izleyicisi haline gelineceğini kaydeden Gates, ”10 yıl sonra TV bambaşka olacak belki de” dedi.
İnternet üzerinde video izlenebileceğini, ödemelerin yapılabileceğini, kağıt kullanımının giderek azalarak, kitapların, hükümet yayınlarının internet üzerinden okunmasının söz konusu olacağını, gazetelerin, dergilerin internet üzerinden okunacağı çok küçük cihazların geliştirilebileceğini anlatan Gates, cep telefonlarının da çok daha güçlü olacağını, gelecekte akıllı telefonların kullanımının söz konusu olacağını, yabancı dilde pankart, tabela görüldüğünde cep telefonu ile fotoğrafını çekip sözlüğe gönderip ne anlama geldiğinin öğrenilebileceğini kaydetti.
Yazılımcıların en büyük düşlerinden birinin de sözcüklerin klavye kullanılmadan, konuşarak bilgisayara aktarımı olduğunu belirten Gates, geliştirilen yazılımla görme özürlülerin sesi kullanarak bilgiye ulaşmasının bugün artık mümkün hale geldiğine dikkat çekti.
Hackerların son kurbanı
İnternetteki kişisel sayfasında ”piksel” (ekrandaki renk noktası) satarak milyoner olan İngiliz üniversite öğrencisi, sitesini çökerten bilgisayar şantajcılarının kurbanı oldu.
”İnternet vandallığı”nı soruşturan Amerikan Federal Soruşturma Bürosu (FBI) ve İngiliz Ulusal Yüksek Teknoloji Suçları Birimi (NHTCU) yetkilileri, Alex Tew adlı üniversitelinin sitesini çökertenlerin büyük olasılıkla Rus hackerlar olduğunu belirttiler.
Kişisel web sayfasının 10 piksele 10 piksellik karesini pikseli 1 dolardan reklam alanı olarak satma fikriyle medyanın büyük dikkatini çeken internetin özgün genç zengini Tew’in web sitesi, ilk olarak 7 Ocak’ta hackerların hedefi oldu. ”milliondollarhomepage.com” sitesine gelen e-postada bilgisayar korsanları, Tew’den 5 bin dolar vermezse sitesinin çökertileceği tehdidinde bulundular. Tew, bu tehdidi ciddiye almazken, 10 Ocak’ta bir başka e-posta gönderen ve ültimatom süresinin dolduğunu söyleyen hackerlar, bu kez 50 bin dolar istediler.
Bu tehdidi de ciddiye almayan Tew’in sitesi ertesi gün çökertildi. Bir süre çalışmayan site, server hizmeti veren şirketin müdahalesiyle yeniden çalışmaya başlarken, saldırı ve tehditlerden yılan Tew da sayfasındaki son pikselleri, daimi koruma karşılığında ücretsiz vermeyi planladığını açıkladı.
Dijital TV yayını yakında…
Türksat Uydu Haberleşme Kablo TV ve İşletme A.Ş Genel Müdürü Osman Dur, test aşamasındaki Dijital TV’nin pek yakında hizmete sunulacağını belirtti.
Türksat Kablo tarafından hazırlanan Dijital TV Yayıncılığı Projesi’nin teknik altyapısının tamamlanmak üzere olduğunu bildiren Dur, “Dijital TV, ülkemize ve insanlarımıza yakışan çok seviyeli bir içerikle birlikte abonelerimizin hizmetine pek yakında sunulacaktır. Bunların yanı sıra Türksat Kablo abonelerine kablo şebekesi üzerinden telefon hizmeti sağlamak üzere ilgili yasal sözleşmeleri imza aşamasına getirmiştir. Bu kapsamda, ses ve veri hizmetlerinin çeşitlendirilmesi Türksat A.Ş’nin öncelikli projeleri arasında yer almaktadır” dedi.
Telekomünikasyon sektöründe gerçekleşen serbestleşme uygulamaları kapsamında önümüzdeki dönemde kablo sektöründe Türksat A.Ş’nin yanı sıra Telekomünikasyon Kurumu’ndan ruhsat alan firmaların da faaliyet göstermeye başlayacaklarına dikkati çeken Dur, firmaların katılımıyla birlikte kablo tv sektörünün büyüyeceğini ifade etti. Dur, böylece kamu yatırımlarının ve kablo şebekesinin ulaşamadığı bölgelerin, özel sektör aracılığıyla kablo tv ve kablo internet gibi hizmetlerden faydalanacağını ifade etti.
Türksat A.Ş Genel Müdürü Dur, Türksat Kablo ile mevcut Gelir Paylaşım Ortakları arasındaki sözleşmelerin ilgili madde ve söz konusu firmaların lisans almalarıyla birlikte sona ereceğini, bunun ardından hesap kapatma işleminin başlayacağını da belirtti.
-
Yeni
- Vakit varken uzaya yerleşelim
- Piramit taşları sentetikmiş
- ‘Google Answers’ kapanıyor
- İlk dizel motosiklet
- Google’de en çok aranan kelimeler
- Kendi kendini silen kağıt
- AB e-çöplük derdinde
- Bilim haberi internetten okunur
- Discovery misafir sayılır
- İşte dünyanın en küçük piyanosu
- Teknolojide protez mucizesi
- Bilgi teknolojisine dev yatarım
-
Bağlantılar
-
Arşiv
- Temmuz 2008 (107)
- Haziran 2008 (917)
-
Kategoriler
-
RSS
Yazılar RSS
Yorumlar RSS